Düşünüyorum, öyleyse varım!

Decartes’ın bu meşhur sözü geldi aklıma Hundertwasser’in “balkanların üzerinde İrinaland” eserine bakarken. Bu altın yaldızla çevrelenmiş gözler ne düşünüyor acaba diye geçti aklımdan, bu manzaraya, bu topraklara bakarken. Balkanlar yemyeşil doğası, bereketli topraklarıyla çekici; yaşadığı ve yaşattığı acılarla da hüzünlü ve bir yandan da uzaklaştırıcı bir yer. Resmin ortasındaki sapsarı tepeler buğday tarlaları olabilir, kurumuş ekinler de olabilir. Sıcaktan, güneşten veya bakamamaktan kurumuş… Rengarenk evler, tüm acılara inat dimdik ayakta duruyor. Var oluyor. Çünkü insan öyle. Tüm acıların içinde, ızdırabın ortasında var olma, bir şekilde hayatta kalma, duruş sergileme ihtiyacı…