KAPI ARALIK

Kulağımda Beatles çığlık çığlığa bağırıyor HELP!   Yardım et! Birine ihtiyacım var. Yardım et! Öyle herhangi biri de değil. Yardım et! Birine ihtiyacım olduğunu biliyorsun. Yardım et!  Küçüklüğümden beri Beatles hayranıyım ve en az sevdiğim şarkılarından biriydi bu, ta ki geçen gün kulağıma tekrar çalınıncaya dek. Yardım istemek ne demek, ne alaka, insan kendi başının çaresine bakmalı, kimseye muhtaç olmamalısın düşünceleri herkeste olduğu gibi ben de ziyadesiyle mevcuttu tabii. Bu tip durumlarda burnum düşse dönüp bakmaz, kendi kendime Amerika’yı yeniden keşfetmeye uğraşırdım. Tek başına her gün kayayı dağın tepesine yuvarlaya…

Hayatın Tam Ortasında

Geçenlerde oturmuş Netflix’te bir dizi izliyordum; Sweet Magnolias. Amerika’nın güney kasabalarından birinde geçen, aile, arkadaşlık, hayat ile ilgili kolay akan, keyifli, tam da o an için ihtiyacımı karşılayan bir dizi. Böyle kaptırmış izlerken birden oyunculardan birinin “mindfulness diye bir şey duydun mu” dediğini duydu kulaklarım. Beynim tam da idrak edemedi. Ne de olsa bağlam dışı gerçekleşmiş bir şey. Hiç beklemiyorum. Geri aldım tekrar dinledim. Cidden mindfulness diyor Dikilip kanepe in ucuna doğru oturdum. Baş karakterlerden Dana Sue yaşadığı zorlukları içine atan, her şeyin üstesinden gelmeye çalışan, tüm dünyanın yükünü omuzlarında…

Düşünüyorum, öyleyse varım!

Decartes’ın bu meşhur sözü geldi aklıma Hundertwasser’in “balkanların üzerinde İrinaland” eserine bakarken. Bu altın yaldızla çevrelenmiş gözler ne düşünüyor acaba diye geçti aklımdan, bu manzaraya, bu topraklara bakarken. Balkanlar yemyeşil doğası, bereketli topraklarıyla çekici; yaşadığı ve yaşattığı acılarla da hüzünlü ve bir yandan da uzaklaştırıcı bir yer. Resmin ortasındaki sapsarı tepeler buğday tarlaları olabilir, kurumuş ekinler de olabilir. Sıcaktan, güneşten veya bakamamaktan kurumuş… Rengarenk evler, tüm acılara inat dimdik ayakta duruyor. Var oluyor. Çünkü insan öyle. Tüm acıların içinde, ızdırabın ortasında var olma, bir şekilde hayatta kalma, duruş sergileme ihtiyacı…

Kendinizi Şimdi Sevebilirsiniz

Her problemi çözen tek bir yol var, o da : ‘’kendini sevmek’’. Insanlar kendilerini hergün biraz daha fazla sevmeye başlasalar yaşamları ne kadar da güzelleşirdi. Inanılmaz bir şey değil mi? Daha iyi hissederler. Tam da istedikleri işi yapıyor olurlar. İhtiyaç duydukları kadar parayı kazanırlar. İlişkileri düzelir veya olumsuz, onlara bir şey kalmayan ilşkiler yavaşça azalır ve yerini yeni, kaliteli iliskilere bırakır. Kendini sevmek harikulade bir macera, tıpkı uçmayı öğrenmek gibi. Düşünsenize her istediğimizde uçabilmek gibi bir gücümüz olsaydı muhteşem olmaz mıydı? O zaman neden hemen şimdi kendimizi biraz daha çok…

Geçmişe Üzülmeyi ve Gelecek İçin Endişelenmeyi Bırak!

Mindfulness Nedir? Mindfulness amaçlı bir şekilde dikkati şimdiki an’a yönlendirmektir, merak, şefkat ve kabul gibi nitelikleri içererek… Mindful olduğumuzda, “geçmişe üzülmeyi ve gelecek için endişelenmeyi bırakarak,” şimdiki andan nasıl daha fazla keyif alacağımızı keşfeder oluruz. Geçmiş zaten geçti ve değiştiremeyiz. Gelecek ise henüz gelmedi ve tamamıyla bilinmez. Şimdiki an ise gerçekten sahip olduğumuz tek şey. Mindfulness pratikleri ile şimdiki an’ı nasıl da olunabilecek en mükemmel an yapabileceğinizi öğreneceksiniz. ”Yaratabileceğiniz, karar verebileceğiniz, dinleyeceğiniz, düşüneceğiniz, güleceğiniz, harekete geçeceğiniz veya yaşayacağınız tek an…”

Hayat Bir Oyunsa O Zaman Gülümsemeye Ne Dersin?

Hayat bir oyunsa o zaman gülümsemeye ne dersin? Mindful bir şekilde tabii ki…. Küçük oyunlar oynamayı seviyorum. Hayata bir oyun gibi bakmak, belki parçalara ayırmak bana iyi geliyor en azından bana. Şöyle bir oyun oynardım eskiden; günde en az üç kişiye gülümsemek ve “günaydın” demek. Hatırlıyorum da bu oyunu oynarken epey arkadaşlık kurdum mahallemizde yaşayan insanlarla.   Sadece kapının önünde kızımla okul servisini beklerken gördüğüm ve gülümsediğim, günaydın dediğim insanlarla sohbet eder oldum.   Hatta oyunum için şöyle bir hedef koymuştum kendime; yolumun üzerinde bir alt geçit var, onun çıkışında tezgah açmış bir…

Hiçbir Şey Yapma!

Şu anda bu yazıyı okurken belli ki başka bir görüşmen ya da işin yok. Veya varsa da onları görmezden gelmeyi seçtin ve bu yazıyı okuyorsun. Harika! O zaman bu pratiği yapmamak için de bahanen yok demektir. Şimdi bilgisayarın kapağını ya da telefon ya da tabletteysen applikasyonu kapat ve iki dakika boyunca hiçbir şey yapma. (bu süreyi tutmaya ihtiyacın bile yok) İster camdan dışarı bak istersen gözlerini kapat. Sadece nefes al… Ve burada ol… Nasıl hissettin? Neler farkettin? Bir an düşün. Eğer biraz olsun benim gibiysen okumayı bıraktığın ve hiçbir şey yapmamaya…

Muzu Bırakmak

Hindistan’da maymunları yakalamak için bir yol bulmuş insanlar uzun zaman önce. İri bir Hindistan cevizini ikiye bölüp, üstüne minik bir-iki delik açmışlar. Hindistan cevizinin içine bir muz saklamışlar ve bu yarım Hindistan cevizini içindeki muzla beraber bir ağacın gövdesine sabitlemişler. Kokuyu alan maymun ağaçtan aşağı inip elini Hindistan cevizindeki minik delikten içeriye sokuyormuş. Ancak delik öyle minikmiş ki tek el içeri giriyor ancak muzu tutarken o el dışarı çıkamıyormuş. Maymun kaçmaya çalışıyor ancak elini bir türlü delikten dışarı çıkartamıyormuş. Avcılar da kolaylıkla maymunu yakalayabiliyormuş bu yöntemle. Bu hikayeyi ilginç yapan…

Hayatının Yazarı Olmak İster misin?

6 kişi karanlık bir odaya alınmış. Odanın içinde bir fil varmış ve her biri filin farklı bir bölgesinin yanına yönlendirilmiş. Bir tanesi filin bacağına dokunmuş ve demiş ki “fil sütun gibi bir şeydir”. Bir tanesi filin gövdesine dokunmuş ve demiş ki “fil ağaç gövdesi gibidir”. Bir tanesi filin kuyruğunu hissetmiş ve demiş ki “fil ipe benzer”. Bir diğeri filin kulağına dokunmuş ve demiş ki “fil aynı yelpaze gibi bir şeydir”. Biri filin karnına dokunmuş ve demiş ki “fil duvar gibidir”. Ve filin hortumuna dokunan da fili sert bir boruya benzetmiş.…

Buzlu Yol

Kış geldi, soğuklar hatta kimi yerlerde minik kar yağışları başladı. Gelin sizinle küçük bir imgeleme yapalım. Tam da içinde bulunduğumuz mevsime uygun bir imgeleme. Kış aylarında araba kullandığınızı hayal edin. Kendinizi bir yolda buldunuz ve buzlu olduğunu fark ettiniz. Ne yaparsınız? Yolun buzlu olduğu bilgisini görmezden gelip, hiç aldırmadan aynı hızla devam mı edersiniz? Arabayı durdurur ve neler olabileceğini göz önünde bulundurup daha ileri gitmez misiniz,? Ya da hızlanıp tehlikeli durumu olabildiğince çabuk geçmeye mi çalışırsınız? Alternatif olarak; yavaşlayıp hem kendinizi hem de içinde bulduğunuz durumu tam olarak değerlendirmek için…