Meditasyon

Meditasyonu oluşturan 3 unsur vardır; zihni belirli bir noktada düzenli ve sabit tutmaya çalışmaya başlamak, bir noktaya odaklanan konsantrasyonun devamlı akışı ve o halle –meditasyon haliyle- bir ve bütün olmak. Bütün enerjimizi sadece tek bir şeye odakladığımızda diğer herşey önemini yitirir. Zihnimizi bir göle benzetsek, düşünceler de göle attığımız çakıl taşları ve gölün yüzeyinde oluşturduğu dalgacıklar  olurdu. Aynı düşünce ya da çakıltaşı devamlı olarak tekrarlanırsa gölün dibinde birikir, zamanla kıyıya doğru hareketlenir ve gölün kıyısında bir tepecik oluşturur. Bu tepeciği oluşturan düşünce dalgaları o kadar güçlü olur ki başka çakıltaşları- düşünceler- gelse bile, onun etkisi altına girerler. Bu ana düşünce ise güçlendikçe eğilimlere, alışkanlıklara ve hatta kişiliğimize dönüşür.

Bu çakıltaşları tabii ki göle gelecek tıpkı zihnimize düşüncelerin geleceği gibi. Meditasyon pratiklerinin zihnimizle bir mücadeleye girmesine gerek yok. Zihnimiz bizim düşmanımız değil, dostumuz. Biz onunla aynı taraftayız. ikimiz de sakin ve huzurlu bir hayat istiyoruz. Eğer zihnimizi düşman haline getirirsek bizi sürekli huzursuz edip üzer, ancak dostumuz olursa bizim huzurlu olabilmemiz için yollar bulmamıza yardımcı olur.

Aklınızdaki düşünceleri kontrol etmek yerine sanki bir uçaktaymışsınız ve düşünceler de aşağıda gördüğünüz manzaralarmış gibi yaklaşabilirsiniz. Aranızdaki mesafeyi açabilirsiniz. Yukarıdan baktığınızda onların ne kadar küçük göründüklerini ve herşeyin aslında ne kadar da birbirine benzediğini fark edebilirsiniz.

Zihnimiz sessizleştiğinde çevremizde olanlar hakkında daha açık fikirli oluruz, daha net oluruz. Düşüncelerimizi gözlemleyip onları yavaşlatmak zihnimizi seyredip onu gözlemleyebilmemiz için bize zaman kazandırır. Bu da bize kendi düşüncelerimizi ve hareketlerimizi değerlendirebilmeyi, akıl ve duygularımızın önüne geçebilmeyi , her şeyin ardındaki mükemmel düzeni farketmeyi ve ona göre davranabilmeyi sağlar.

Duyularımızı dış dünyadan geri çekerek işe başlayabiliriz, ne kadar çok duyularımızı geri çekersek o kadar kendimizi soyutlayabiliriz dış etkenlerden. Bu yüzden gözlerimizi kapatıyoruz, hoş bir müzik açabiliyoruz, loş bir ortamda belki kokulu bir mum yakabiliyoruz. Dış etkenlerden ne kadar az etkilenirsek zihnimiz de o kadar sessizleşir. Zihnimiz sessizleştiğinde ise biz oradaki iç seslerin farkına varırız, aklımızdaki düşünce hareketlerinin ne kadar gürültü yaptığını farkederiz. Duyularımızı düzenli olarak içimize çekme pratiğini bile yapsak sadece içimizdeki gürültüler yatışmaya başlar.

Meditasyonun insan bedeni üzerindeki etkilerini araştıran klinik çalışmalar son yıllarda daha da artarak yapılıyor. Meditasyonda beden ve zihin gevşer ve yavaşlar. Böylece kan basıncını düşüren, bağışıklık sistemini güçlendiren etkiler ortaya çıkar. Biz de kendi hayatımızı kontrol edebilmenin keyfini çıkartırız. Kendimize karşı şefkatli ve müşfik olur, hayata arkadaşça bir merakla yaklaşır ve kendi biricik hayatımızın içinde tüm varlığımızla yer alabiliriz.

Son eklenenler