Üç Güzel Şey

Günlük hayatın koşturmacası içinde kaybolmuşken hayatın içindeki olumsuzlukları farketmeye ne kadar meyilliyiz, hatta sanki kendimize ait bir yağmur bulutu var ve hep o başımızın üstündüymiş, bizimle birlikte dolaşıyormuş gibi kimi günler. Aynı zamanda hayatımızda olan güzel şeylere, hayatımızdaki güzel insanların varlığına uyum sağlıyoruz, sanki onlar zaten var ve hep olacakmış gibi. Sonuçta da günlük hayatımızda karşılaştığımız güzellikleri, iyilikleri görmezden geliyoruz; mesela bir yabancının bize kapıyı tutması veya sıcak bir günde esen rüzgârın yarattığı ferahlık… Böyle olunca da mutlu olmak, hayatla bağ kurmakla ilgili fırsatları kaçırıyoruz.

Şimdi birlikte yapmaya davet edeceğim pratikle bu eğilimleri durdurmak için kendi alanımızı, savunmamızı yaratacağız. Gün içerisinde başımıza gelen üç olumlu şeyi hatırlayarak ve yazarak – tabi buna neyin neden olduğunu da değerlendirerek – hayatımızdaki iyi şeylere odaklanabileceğiz. Her gün biraz daha fazla… Alışkanlıklarımızı, kalıplarımızı minik ancak derinden kırıp otomatik pilotlarımızdan çıkabileceğiz.

Bu öyle bir pratik ve zamanla yerleşen bir alışkanlık ki günlük hayatın duygusal modunu değiştiriyor; hayal kırıklığı, kontrolü kaybetme ve kaybolmuşluk hislerinden şükretme moduna geçiyoruz. Muhtemelen de bu şükretme hali mutluluk seviyemizde belirgin artış sağlıyor.

Aslında pratik çok basit. Her gün hayatınızda iyi giden üç şeyi yazın ve neden iyi oluğuna dair bir de açıklama yazın. Burada önemli olan bunların fiziksel olarak kaydını tutmak, yani yazmak. “Öyle aklımdan geçirdim, sayılmaz mı” olmuyor. Sayılmıyor

Günümüzün içinde iyi giden şeyler çok minik şeyler olabilir; mesela “iş arkadaşım çayımı doldurdu” gibi veya oldukça büyük bir şey olabilir “bugün terfi aldım” gibi.

Bunu günlük hayatın bir parçası haline getirebilmek için bazı kişiler hemen yatmadan önce bu alıştırmayı yapıp defterlerine yazıyor. Neden olmasın

Bu alıştırmayı nasıl yapalım?

  • Olan güzel şeye bir başlık verin. Örneğin; metroda hiç tanımadığım biri bana yer verdi.
  • Ardından olan biteni mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde yazın. Ne yaptın, ne dedin, başkaları dahil olduysa olaya onlar ne yaptı, nelere dedi, vs…
  • Hislerinizi yazın. Bu olay sana kendini nasıl hissettirdi? Tam da o sırada, gerçekleşirken. Peki ardından nasıl hissediyorsun? Mesela şimdi, yazarken.
  • Sizce neden bu olay başınıza geldi, biraz bunu açıklayın. Yani senin bu olayda sorumluluğun ne?
  • Lütfen ama lütfen içinizden geldiği gibi yazın. Noktalara virgüllere, “de”lere “ki”lere aldırmadan, sadece yazın. Mümkün olduğunca detaylı.
  • Eğer kendinizi olumsuz olayları düşünürken bulursanız, tekrar zihninizi olan iyi olaya davet edin, onun hissettirdiklerini hatırlayın. Bu biraz çaba isteyebilir, evet ancak Pratik yaptıkça daha da kolaylaşacaktır. Süreç içerisinde nasıl hissettiğinizi, günlük duygusal halinizi etkileyecektir.

Peki, bu pratik neden işe yarıyor?

Neden bu kadar basit bir pratik pozitif psikolojinin en temel başlangıç alıştırmalarından biri acaba? Çünkü olumlu olana odaklanmak için alan verdiğimizde, bu pratik bize fark etmeyi, hatırlamayı ve hayattaki iyi şeylerin tadını çıkartmayı öğretiyor. Günlük hayatın harala gürelesi içinde akıp giderken karşımıza çıkan ve genellikle fark bile etmediğimiz güzel şeylere dikkatimizi yönlendirmek, hem o anda hem de daha sonra hatırladığınızda veya başkaları ile paylaştığınızda. Bu olanın kaynağı hakkında düşünmek ise hayatımızdaki iyi ve güzel şeylerle daha derin bir bağ kurmamızı sağlıyor. Bize şükretmeyi hatırlatıyor. Mutluluk seviyemizi arttırıyor.

Eeee söyleyin bakalım. Bugün ne iyi gitti? Nasıl hissettiniz o anda? Şimdi cevap verirken…  Peki, bunun kaynağı neydi?

Son eklenenler